Ben dayanamam pek uykusuzluğa, ama bu uykuyu sevdiğim anlamına gelmez. Sabaha karşı uyanmayıvereyim. Bir kez uyandıktan sonra tüm uğraşlarım boşa gider. Yeniden uyumak için. Aslında ben neyi severim biliyor musun? Kısa süreli de olsa, yataktan kalkıp geri dönünce yatakta bıraktığım sıcaklığımı severim. Bir süre sonra dışarıda kalan üşümüş ayaklarım çok sevinir buna. Beşlik simit gibi büzülürüm yatakta, kendi sıcaklığımla sıcak temas kurmaya çalışırım. Sonra ikinci aşama gelir ardından Gör
düğüm ve de en güzel ama yarım kalmış rüyanın kalan kısımlarını izlemek isterim. Ne gezer? İstediğim kadar senaryo düşüneyim mümkün olmaz. Rüyanın gerisini görmem. Yatakta dönmeler başlar biteviye. Artık anlamı kalmamıştır uykunun. Söylene, söylene Kalkarım yataktan...
Akşamdan tasarladığım işlere başlama zamanı gelmiştir. Çay olana kadar yatağımı toplar, bıraktığım sıcaklığımla vedalaşırım.
Bilir misin bazı el aletleri vardır hani. İşlerimizi kolaylaştıracak cinsten. Avuç içi taşlama aleti de bunlardan biri işte... Hayli hızlı döner, keser, düzeltir zeminleri... Bir gün bahçenin bir köşesinde epey yabani bitkiler vardı. Onların diplerini, hayli kalın köklerini temizleyeyim dedim Eşeledim bir süre... Bileğimkalınlığındaki kökleri keseyim dedim... Fişi taktım ve hızla dönen çarkla kökleri kesmeye başladım... İşte ne olduysa o zaman oldu... Elimden kurtulan o el aletinin çarkı, hırkama sarılıverdi. Allahtan stop etti de bağırsaklarım deşilmekten kurtuldu... Uzun süre kendime gelemedim... Böyle bir yerde ve de tek başına bu tür kazalarla karşılaşıyor insan. Kolay değil, yer kazanmak... Bir kaç tane çiçek dikmek için ne uğraşlar veriyoruz. İnsan en ufak bir şey kazanmak uğruna neleri-bilerek veya bilmeyerek-göze alıyor değil mi?
Akşamdan tasarladığım işlere başlama zamanı gelmiştir. Çay olana kadar yatağımı toplar, bıraktığım sıcaklığımla vedalaşırım.
Bilir misin bazı el aletleri vardır hani. İşlerimizi kolaylaştıracak cinsten. Avuç içi taşlama aleti de bunlardan biri işte... Hayli hızlı döner, keser, düzeltir zeminleri... Bir gün bahçenin bir köşesinde epey yabani bitkiler vardı. Onların diplerini, hayli kalın köklerini temizleyeyim dedim Eşeledim bir süre... Bileğimkalınlığındaki kökleri keseyim dedim... Fişi taktım ve hızla dönen çarkla kökleri kesmeye başladım... İşte ne olduysa o zaman oldu... Elimden kurtulan o el aletinin çarkı, hırkama sarılıverdi. Allahtan stop etti de bağırsaklarım deşilmekten kurtuldu... Uzun süre kendime gelemedim... Böyle bir yerde ve de tek başına bu tür kazalarla karşılaşıyor insan. Kolay değil, yer kazanmak... Bir kaç tane çiçek dikmek için ne uğraşlar veriyoruz. İnsan en ufak bir şey kazanmak uğruna neleri-bilerek veya bilmeyerek-göze alıyor değil mi?














