Eski Amirallerden Hilmi Fırat'ın akrabası olduğunu söylerdi.Eh bir bakıma da soyadına bakınca kökeninin nereye dayandığını anlıyordu insan...Avcılığının yanında, uzun havaları da çok güzel bir şekilde seslendirirdi...Safmıydı,yoksa insanı hafife mi alıyordu bilmiyorum.Anlattıkları,hemde ricamız üzerine tekrar tekrar anlattıklarını dinlerken,O'nun gülmeden, büyük bir tevazu içinde
anlatmasıyla gözlerimizde biriken yaşları silerdik...
Ankarada çalışmış bir zamanlar.Hani Ulus-Yenimahalle arasında çalışan Skoda dolmuşları vardı ya,19 mayıs sahasından kalkardı hani,Yolcuların içine sığmak için bir kaç beden küçüldüğü o skoda dolmuşlar,içe doğru eğik tekerlekleriyle çalışır dururlardı...Hani bacakları içe dönük olan kadınlara da o zamanlar bu tekerlek yapısından olsa gerek Skoda Bacaklı derlerdi...
Akifin de durumu ancak Skoda almaya yetmiş,boya gibi diğer işleri sonraya bırakmıştı...Nasıl bırakmasın ki?Boya için istenen para,neredeyse arabaya vereceği kadardı...Ama olmuyordu,içine sinmiyordu Akifin arabasının boyasız olması...Güneşli birgün kendi başına yapmaya karar verdiAkif, boyayı,aldı fırçasını ve de boyasını,arabayı da güneşe çekti....Gerçekten beğenmişti Akif boyayı bitince..Ama kurumuyordu meret bir türlü...İçinden bir sefer yapayım belki rüzgarında etkisiyle yolda kurur fikrine evet dedi ve geçti direksiyon başına...Yenimahalleden çıkınca eski terminale gelen yolu bilirsin hani kömür işletmeleri Genel müdürlüğü binası vardı...Hani canım şimdi üzerinde nereden geldiği belli olmayan martıların uçuştuğu sebze ve balık hal'i var ya? işte o yol. Bir trafik polisinin dur işaretiyle frene bastı Akif.aren tutmuyordu.Bir kaç pompaladı freni,duran kim?Yılların yorgunu arabası 20-25 metre uzakta durabildi...Büyük bir
kızgınlıkla ve hışımla gelen polis bir yandan da yazacağı ceza makbuzunu hazırlıyordu yolda..
Polis hemen makbuzu kaportanın üzerine koyup cezayı yazmaya koyulunca,boyaya yapışan makbuz ve elleri boyaya bulaşan memurun hali ni anlatan Akifi o saatten sonra neler bekliyordu kimbilir?
Arabası,o vefakar dostu,ekmek teknesi ile bir çok anıları vardı Akifin...O stad otelinin önünde yolcu beklerken arabayı ısıtmak için şoför mahalline koyduğu piknik tüp pek ısıtmıyordu ama işe de yarıyordu...Bir gazeteyi açmış dalıp gitmişti...Sıranın kendine geldiğin farkedememişti...Kapının açılmasıyla tüpün bulunduğu yere kendi tabiriyle baboç bir kadın oturuvermiş ve can havliyle dışarı fırlamıştı...
İşte Akif yaşadığı bu tür olayları uzun zaman geçtikten sonra anlattığında kendisi gülmeden ama keyifle anlatırdı...
anlatmasıyla gözlerimizde biriken yaşları silerdik...
Ankarada çalışmış bir zamanlar.Hani Ulus-Yenimahalle arasında çalışan Skoda dolmuşları vardı ya,19 mayıs sahasından kalkardı hani,Yolcuların içine sığmak için bir kaç beden küçüldüğü o skoda dolmuşlar,içe doğru eğik tekerlekleriyle çalışır dururlardı...Hani bacakları içe dönük olan kadınlara da o zamanlar bu tekerlek yapısından olsa gerek Skoda Bacaklı derlerdi...
Akifin de durumu ancak Skoda almaya yetmiş,boya gibi diğer işleri sonraya bırakmıştı...Nasıl bırakmasın ki?Boya için istenen para,neredeyse arabaya vereceği kadardı...Ama olmuyordu,içine sinmiyordu Akifin arabasının boyasız olması...Güneşli birgün kendi başına yapmaya karar verdiAkif, boyayı,aldı fırçasını ve de boyasını,arabayı da güneşe çekti....Gerçekten beğenmişti Akif boyayı bitince..Ama kurumuyordu meret bir türlü...İçinden bir sefer yapayım belki rüzgarında etkisiyle yolda kurur fikrine evet dedi ve geçti direksiyon başına...Yenimahalleden çıkınca eski terminale gelen yolu bilirsin hani kömür işletmeleri Genel müdürlüğü binası vardı...Hani canım şimdi üzerinde nereden geldiği belli olmayan martıların uçuştuğu sebze ve balık hal'i var ya? işte o yol. Bir trafik polisinin dur işaretiyle frene bastı Akif.aren tutmuyordu.Bir kaç pompaladı freni,duran kim?Yılların yorgunu arabası 20-25 metre uzakta durabildi...Büyük bir
kızgınlıkla ve hışımla gelen polis bir yandan da yazacağı ceza makbuzunu hazırlıyordu yolda..
Polis hemen makbuzu kaportanın üzerine koyup cezayı yazmaya koyulunca,boyaya yapışan makbuz ve elleri boyaya bulaşan memurun hali ni anlatan Akifi o saatten sonra neler bekliyordu kimbilir?
Arabası,o vefakar dostu,ekmek teknesi ile bir çok anıları vardı Akifin...O stad otelinin önünde yolcu beklerken arabayı ısıtmak için şoför mahalline koyduğu piknik tüp pek ısıtmıyordu ama işe de yarıyordu...Bir gazeteyi açmış dalıp gitmişti...Sıranın kendine geldiğin farkedememişti...Kapının açılmasıyla tüpün bulunduğu yere kendi tabiriyle baboç bir kadın oturuvermiş ve can havliyle dışarı fırlamıştı...
İşte Akif yaşadığı bu tür olayları uzun zaman geçtikten sonra anlattığında kendisi gülmeden ama keyifle anlatırdı...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder