Adaya gitmeğe hazırlandığım günlerde,arkadaşlar;keşke bende
diye başlarlar ve bulundukları yerden kurtulmaya dair özlemlerini dile
getirirlerdi genellikle...Bende hemen gelmelerini sağlık
verirdim...Nitekim bir keresinde Vural'da bu şekilde konuşmuş,hatta
ablasının kocasının adaya yerleşip,hala yaşamını ailesiyle orada
sürdürdüğünü söyleyip selam yollamıştı albay emeklisi Gülcemal beye...
Günler adada hızla akarken ne yalan söyleyeyim unutmuştum bu
selamı...Öyle ya nereden bulacaktım Albayı?Her an her yerde
karşılaşacağım cinsten biri de değildi...
O gün de nevalemi almış eve dönerken yolda koyu elbiseler
giymiş,göğsünde kabartma bir Atatürk rozeti.başında hasır bir fötr
şapka bir adama rastlamıştım...Arkadan yanaşıp,nereye gttiğini sordum ve
yolumun üzerinde olduğunu öğrenince de arabaya almıştım...Uzun
zamandır Sulubahçe'de bir ev alıp yerleştiğini,emekliliğini burada
çocuklarıyla geçirdiğini söylemişti laf arasında...Ben de Ankaradan
geldiğimi,mesleğimi falan söyleyince Veteriner hekim olduğunu ve
fakültelerimizin aynı bahçede olması nedeniyle karşılaşmış
olabileceğimizi ilave etti...Benden bir kaç dönem eskiydi...Askeri
öğrenci olarak okumuş ve albaylıktan emekli olunca da adayı uygun
görmüştü...Nereden emekli olduğumu sorunca da bana Vuralı tanıyıp
tanımadığımı sormuştu...Tesadüfe bak...Vuralın selam gönderdiği
akrabası arabada,yanımda oturuyordu...
İşte böyle başladı albayla arkadaşlığımız...Koyu bir
Atatürkçüydü...Adalı lar onu bayramlarda görüyorlardı sık
sık.Tören alanlarında kurulan kürsü de bir fırsatını bulup
konuşuyor şiirler okuyordu....Herkesle barışık,kini olmayan biriydi...Evinin bahçesine neler dikmemiştiki?
İskeleye yaz kış yaya gider gelirdi,tanıyanlar arabasına alırdı onu
dönünce evine o üniforma haline gelmiş elbiselerini çıkarır o sevdiği bahçesiyle uğraşırdı...
Biri güzel sanatlar mezunu iki kızı vardıyetişkin.Karısı Filiz hanımda kilolarından ötürü pek dışarı çıkmaz o yarı açık ceza ve tevkif evinde günlerini geçirirdi...
Albayım şairdi de üstelik,Bir keresinde eve geldiğinde
döktürdüğü şiirleri hayranlıkla dinlediğimi hatırlıyorum...
Arabadaki yolculuğumuz süresince konuşmuş,birbirimizi evlerimize
davet etmiştik...Tamam dedi Arman bey Ankey’in orada ineyim
ben...Oradan öteye yürürüm nasıl olsa...Israr etim o da kırmadı.Evine kadar götürdüm albayımı...
Şimdi her adaya gidişimde acaba albayım gelmişimi istanbuldan
diye merak eder dururum,evlerindeyse şayet, uğrar ,bir çaylarını içer laflarım
Vuralın selam göderdiği bu adamla...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder