Veya başka deyişle postu deldirmek.Allaha şükür postu deldirmedim henüz ama delinmiş postlar ilgimi çekti benim...Ağında -Elazığın ilçesi-şoförüm Akif ve Mevlüt benim bu merakım nedeniyle buldukları postları veya tabaklanmamış kürkleri taşıdılar bana hep...Bir kocaman ayı postu getirdiklerinde hayli sevinmiştim.Merhumun ölüş nedenini bilmiyordum ama,kendi ifadelerine göre dişiydi...Bak müdür bey yavrusunu taşırken sırtında hala onun izleri var demişlerdi... Kürkü için avlanan hayvanlar konusunda bilgi sahibi de olmuştum.Örneğin kışın,havaların soğuduğu ve karların ortalığı kapladığı yerlerde avlanmaları gerekirmiş.Zira o dönemde hayvanların postları daha parlak,daha sık ve sağlam olurmuş...Yazın avlanan bir tilkinin postu mat,gevşek ve parazit dolu olurmuş,yani para etmezmiş...bir erkek ceketi için gereken post adedini hatırlamıyorum Ama, 7 kurt postundan bir erkek ceketi çıkarmış...Hakeza 200 sincaptan da bir bayan mantosu...25tane tavşan alırsanız bundan da bir bayan ceketi çıkarmış... Ben bir ara tavşan da yetiştirdim...Telden yapılma özel kafeslerinde...Pazardan defolu yaprakları toplar,çuvalla getirdiğim bu yaprakları verirdim...Tavukçuluk Araştırma istasyonundan aldığım bir gebe Yeni Zelanda tavşanı ile başlamıştım...Gayet iri yapılı bu tür bir batında 12 kadar yavru veriyordu...Kömürlükte olurmu deme ben kömürlükte ilkel şartlar altında yetiştirmeye çalışıyordum...Henüz doğum olmamıştı,ama bir gelişimde yerde kıprıdayan küçük sucuk parçasına benzer pembe şeyleri görünce sevimiştim...Her nasılsa yere düşen yavruları analarının yanına koydum...Yetiştirme konusunda yeterli bilgim falan yoktu....Etlikte veteriner istasyonuydu her halde...Orada tavşan yetiştiren bir adamdan bahsettiklerinde deneyimlerinden yararlanmak için gittim ve buldum adamı...Kördü bu adam ama tavşanları öyle tanıyordu ki sorma...GÖREN ADAMLARIN GÖREMEDİKLERİNİ O ELLERİYLE GÖRÜYORDU..Anlattım benim serüvenimi...Kıskanç olurmuş bu dönemde analar...Birinin elinin kokusu sinse yavruya o yavruya bakmazmış,silermiş defterinden..Netekim eve dönünce yavruların kafesin dışına atıldığını gördüğümde sebebini öğrenmiştim...Ellerimle kafese yerleştirdiğim yavrulara sinen kokumu ana kıskanmış ve atmıştı kafesten... Ben hala pazardan defolu yaprak topluyordum,Çuvalla getirdiğim lahana yapraklarını hızla tüketiyordu...Sonra bir kaç yavrunun büyümesine tanık olmuştum...Kısa sürede kesim ağırlığına ulaşıyorlardı...Ama ben balıktan başka bir hayvanı öldürmemiştim ki...kim kesecekti bunları?Bir yerden de nereden bulaştığıma lanet ediyordum...Tavşan boku derler ya ne kokar ne bulaşır...Halt etmiş onu diyen bal gibi de kokuyor ve ayaklarıma bulaşıyordu... Daireden cesur bir arkadaş kesme vadinde bulundu ve geldi bir gün.Kısa sürede kesilmişler ve postları bir elbise gibi üzerlerinden alınmıştı...Ben dışarıda bir daha mı diyor tövbe üzerine tövbe ediyordum...
Tavşan eti aslında besin değeri yüksek ve yararlı idi ama kediye benzeyen yapısıyla ürkütüyord milleti...Zaten bende,yahnisini yaptığımtavşanlarısofrada kimseye yedirememiştim...Hayvanlar lahana kokuyorlardı...uyguladığım lahana kürü nedeniyle sinen koku yenmesini olanaksız kılıyordu ...
Koyundu dağ keçisiydi,tavşandı,hasılı bulabildiğim tüm postlar üzerinde merakımı giderdim.Çok ufak kafeslerde de Japon Bıldırcını yetiştirdim...Bir gün bunu da anlatırım...Ama gerçek şu ki hayvanlar,neden bilmem ilgi odağım olmuşlardır…
Tavşan eti aslında besin değeri yüksek ve yararlı idi ama kediye benzeyen yapısıyla ürkütüyord milleti...Zaten bende,yahnisini yaptığımtavşanlarısofrada kimseye yedirememiştim...Hayvanlar lahana kokuyorlardı...uyguladığım lahana kürü nedeniyle sinen koku yenmesini olanaksız kılıyordu ...
Koyundu dağ keçisiydi,tavşandı,hasılı bulabildiğim tüm postlar üzerinde merakımı giderdim.Çok ufak kafeslerde de Japon Bıldırcını yetiştirdim...Bir gün bunu da anlatırım...Ama gerçek şu ki hayvanlar,neden bilmem ilgi odağım olmuşlardır…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder