...Güneş henüz yükselmemişti...Ama ortalık pırıl pırıl,gök masmaviydi...Kahvaltımı yapmış,bir gün önceden hazırladığım işlere başlamıştım...Baş ucum için komidinimsi bir şey
yapmaya uğraşıyordum.Eski bir-zaten hepsi eskiydi ya-tezgah yapmış birbirine ayakları geçirmeye başlamıştım...Tezgahın hemen altında bir şeyin varlığı beni daldığım işimden alıkoydu...Beyaz renkli,kirli beyaz ama.Sanırım Rotwailer cinsi bir köpekti bu...Yalnız başıma
olmaya ve kendi kendime alışkın olmama,bir tek allahın kuluyla
konuşmadığım için köpeğe merhaba,günaydın,hoşgeldin gibi sözcükleri
sıralamağa başlamıştım...Başını uzatmış köpeğin başını okşuyor bu sabah
heyecanını yaşıyordum...
...Köpek hemen evin ön tarafına yöneldi...Ben de peşinden....Orta yaşın üzerinde,bir Uzaktan birinin köpeğe seslendiğini duydum elinde asa ,ayaklarında botlar saçları beyazdı sanırım bir kadındı bu...Günaydın dedi...Yürüyüşe çıkarım sabahları bazan buradan geçerim.Adının Ankey olduğunu sonradan öğrendiğim bu kadınla o gün başladı dostluğumuz...Bir köpeği daha vardı...Bu günkü yürüyüşte epey uzaklara gitmişti...Ama Ankeyin seslenmesiyle o da geldi ve tanıştım onunlada.
Ankey yıllar önce adaya gelmiş,yerleşmiş,bana pek uzak olmayan
bir yerde zamanında uluslararası bir gençlik ve dil kampı açmış hayli
zorluklarla uğraşarak kendine adada haklı bir yer edinmişti...Herkes
bir yön tarif ederken Ankey'in yerinden nirengi alıyordu..İlerleyen
günlerde yaptığımız konuşmalarımızda eşinin bir zamanlar yoğun olan o
anarşi olaylarında Almanyaya göçtüğünü söylemişti.Adam öğrencilik
yıllarında gittiği bu ülkede Ankey ile evlenmişti...Sonra Türkiyeye
gelmişler ve üniversitede çalışmaya başlamış...Ama dediğim gibi
olaylar onu ve Ankey'i Almanyaya dönmeye mecbur etmişti..Bu arada
Ankey Türk vatandaşlığını seçmiş,Türkiyeyi ve türkçeyi benimsemiş
hatta öyle benimsemiş ki rüyalarını bile türkçe görür olmuştu...Adam
gibi yetiştirdiği iki çocuğu birkaç dil bilen kimlikleriyle öğretim
görevi yapıyorlardı ünüversitelerin birinde...Kocası kalp krizinden Almanyada ölünce O da vatanına,yani Türkiyeye gelip yaşam mücadelesine adada devam etmeye başlamıştı...
Adada dönen entrikaları,kendi üzerine çıkarılan
dedikoduları,yoğun baskıları göğüslemiş bu güne kadar
gelmişti...Kendine has o şivesiyle konuşurken,dişiyle,tırnağıyla
buraya tutunmasını başaran bu kadına hayran olmuştum...Bakımlı
bahçesi,kamp döneminden kalma ufak bungalovları ile anılarını yaşıyor
ve dil öğrenmenin kolaylıkları konusunda bir de kitap yazıyordu...
Ben de sabahları O nun geçeceği saatlerde görünebilecek yerlerde
oluyor,önceden gelen köpeğiyle günaydınlaşıyor,sonradan Sadece
söylediği bir kaç kelimeyi duymak için Ankey'i
bekliyordum...Günaydın,bu gün nasılsınız,neler yapıyorsunuz bu
gün,hadi kolay gelsin gibi sözler söyleniyor sonra onun uzaklaşan
görüntüsünün arkasından bakıyordum...
Ben de aynı şeyleri yaşamıyormuyum?Bu toprağa tutunmak için tek
başıma bende mücadele vermedim mi?Yorgunluğumun mutluluğa dönüştüğünü
yaşamadım mı burada?...V e hala bir mücadelenin içinde değilmiyim?
Bu sene Ankey'in önünden Sulubahçe'ye giderken Satılık yazısını
gördüm bahçe duvarında Ankey'in...
yapmaya uğraşıyordum.Eski bir-zaten hepsi eskiydi ya-tezgah yapmış birbirine ayakları geçirmeye başlamıştım...Tezgahın hemen altında bir şeyin varlığı beni daldığım işimden alıkoydu...Beyaz renkli,kirli beyaz ama.Sanırım Rotwailer cinsi bir köpekti bu...Yalnız başıma
olmaya ve kendi kendime alışkın olmama,bir tek allahın kuluyla
konuşmadığım için köpeğe merhaba,günaydın,hoşgeldin gibi sözcükleri
sıralamağa başlamıştım...Başını uzatmış köpeğin başını okşuyor bu sabah
heyecanını yaşıyordum...
...Köpek hemen evin ön tarafına yöneldi...Ben de peşinden....Orta yaşın üzerinde,bir Uzaktan birinin köpeğe seslendiğini duydum elinde asa ,ayaklarında botlar saçları beyazdı sanırım bir kadındı bu...Günaydın dedi...Yürüyüşe çıkarım sabahları bazan buradan geçerim.Adının Ankey olduğunu sonradan öğrendiğim bu kadınla o gün başladı dostluğumuz...Bir köpeği daha vardı...Bu günkü yürüyüşte epey uzaklara gitmişti...Ama Ankeyin seslenmesiyle o da geldi ve tanıştım onunlada.
Ankey yıllar önce adaya gelmiş,yerleşmiş,bana pek uzak olmayan
bir yerde zamanında uluslararası bir gençlik ve dil kampı açmış hayli
zorluklarla uğraşarak kendine adada haklı bir yer edinmişti...Herkes
bir yön tarif ederken Ankey'in yerinden nirengi alıyordu..İlerleyen
günlerde yaptığımız konuşmalarımızda eşinin bir zamanlar yoğun olan o
anarşi olaylarında Almanyaya göçtüğünü söylemişti.Adam öğrencilik
yıllarında gittiği bu ülkede Ankey ile evlenmişti...Sonra Türkiyeye
gelmişler ve üniversitede çalışmaya başlamış...Ama dediğim gibi
olaylar onu ve Ankey'i Almanyaya dönmeye mecbur etmişti..Bu arada
Ankey Türk vatandaşlığını seçmiş,Türkiyeyi ve türkçeyi benimsemiş
hatta öyle benimsemiş ki rüyalarını bile türkçe görür olmuştu...Adam
gibi yetiştirdiği iki çocuğu birkaç dil bilen kimlikleriyle öğretim
görevi yapıyorlardı ünüversitelerin birinde...Kocası kalp krizinden Almanyada ölünce O da vatanına,yani Türkiyeye gelip yaşam mücadelesine adada devam etmeye başlamıştı...
Adada dönen entrikaları,kendi üzerine çıkarılan
dedikoduları,yoğun baskıları göğüslemiş bu güne kadar
gelmişti...Kendine has o şivesiyle konuşurken,dişiyle,tırnağıyla
buraya tutunmasını başaran bu kadına hayran olmuştum...Bakımlı
bahçesi,kamp döneminden kalma ufak bungalovları ile anılarını yaşıyor
ve dil öğrenmenin kolaylıkları konusunda bir de kitap yazıyordu...
Ben de sabahları O nun geçeceği saatlerde görünebilecek yerlerde
oluyor,önceden gelen köpeğiyle günaydınlaşıyor,sonradan Sadece
söylediği bir kaç kelimeyi duymak için Ankey'i
bekliyordum...Günaydın,bu gün nasılsınız,neler yapıyorsunuz bu
gün,hadi kolay gelsin gibi sözler söyleniyor sonra onun uzaklaşan
görüntüsünün arkasından bakıyordum...
Ben de aynı şeyleri yaşamıyormuyum?Bu toprağa tutunmak için tek
başıma bende mücadele vermedim mi?Yorgunluğumun mutluluğa dönüştüğünü
yaşamadım mı burada?...V e hala bir mücadelenin içinde değilmiyim?
Bu sene Ankey'in önünden Sulubahçe'ye giderken Satılık yazısını
gördüm bahçe duvarında Ankey'in...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder