Adada isimleri Mehmet, Ahmet olan o kadar kişi varki. Hepsi de lakaplarıyla tanınıyor. Mesela, benim bu bağ komşumun adı da Memet ama Saraya'lı Memet ağa derseniz onu tanırlar. Ya da şu benim muhtar Memet. Onu da Fıstıkçı Memet olarak biliyorlar,Ya Kırcalı Memet?Hani şu kız kaçıran?
Hasılı bildiğim tüm Memetlerin bir de lakabı var. Haa bir de,bitişikteki bağını satan komşum vardı o istisnayı bozmuştu. Arabacı İsmail'di o. Neyse, bir ara anlatırım onlarında öykülerini.
Sarayalı Memet ağa 70-80 yaşlarında bir adamdır. 500-600 metre uzakta bir damı vardır. Son senelere kadar, birkaç inek ve Hafflinger cinsi bir de atı vardı. Ama, körolası yaşlılık. Sattırdı onları. Şimdi bir kaç keçiye bakıyor. Her gün ilçeden gelip keçilerin sütlerini sağıyor, bağlarıyla ilgili işlerini devam ettiriyor,ara sıra da bana geliyor ve laflıyoruz. Adanın her yerini karış karış bilir Memet ağa, adıyla sanıyla bilir. Nerelerde tavşan vardır,nerelerde keklik,nerelerde bol balık. Hepsini bilir Memet ağa. Rumların sayılarının azalmasından önce Memet ağanın hayli Rum dostu varmış.Hatta ara sıra kafayı bulduğunda söylediği rumca şarkılar onlarla ne sıklıkta dostluk ettiğinin belirtisidir.
Bazan bir iki taze soğanla,bazan bir pet şişeye sağdığı keçi sütüyle veya bazan bir parça karısının yaptığı keçi peyniriyle gelir.Bazan da Hafize hanımın yaptığı içi yöresel otlarla dolu börekle gelir.Hadi Arman bey, ''yi''der. Bazan muhtarında geldiği zamanı kollar gelmek için Memet ağa,muhtarın arabasında fabrikadan getirdiği şarap var ya? İki bardak yeterlidir Memet ağaya.Yanakları pembeleşiverir hemen. Tekerlemeler,Rumca şarkılar, çocukluğunda çıktığı müsamerelerde söylediği şarkıları başlar söylemeye. Kulakları ağır işitir ama o bundan şikayetçi değildir. Hatta saatinin olmayışı da, onun için bir eksiklik değildir. Senin benim bileğimizdeki saatten daha dakiktir.
Bazan masada Memet ağanın yanaklarının pembeleştiği anlarda muhtar; anlatsana Sarayalı, hani seni götüren hatunlar vardı ya? İyice al basar Memet ağanın yüzünü ama anlatırdı sıkılarak. O iki kadının dolaşırken yol sorduklarını,yardımcı olmasını istediklerini, ahbaplıklarının nasıl geliştiğini, başlardı anlatmaya. Muhtar bilmem kaçıncı kez dinlediği bu macerayı bıkmadan bir kere daha dinlerdi. Gülerek devam ederdi Memet ağa, bir bardak şarabın hatırına...Artık Memet ağanın oradan kadınlar sık geçer olmuşlar ve ahbaplığı ilerletmişler. İşte o günlerden birinde çadırlarına davet etmişler Memet ağayı. Yardım edecek sanmış bizimkide ama çadıra vardıklarında yardım edilecek bir şey görememiş. İkram edilen bir kadeh içkiyi de içince Memet ağanın dili çözülmüş başlamış rumca şarkılara...
Samimiyet ilerlemiş iyice, ve sonuç malum. Çadırın bir odasında Memet ağa hatunların mutluluğuna katkıda bulunurmuş sırayla. O, tüm günü açık havada çalışan, kuvvetli yapısıyla değme işleri anında yapan Memet ağa uzun süre çadırda misafir olmuş. Bazan kendisi gitmiş hal hatır! sormaya bazan kendisini çağırmışlar, O' nun hatırını( ! )sormaya. Sonuna gelince konuşmanın,derin bir iç çekerdi Memet ağa.
Adadan dönerken tembih etmiştim. Bir ahlat vardı bir de kocakarı yemişi.Ahlatı, armut la kocakarı yemişini de muşmulayla aşılayacaktı. Bir telefon etsem?Ama kulağı duymazki, Dur bakalım belki Hafize teyze duyar..
Hasılı bildiğim tüm Memetlerin bir de lakabı var. Haa bir de,bitişikteki bağını satan komşum vardı o istisnayı bozmuştu. Arabacı İsmail'di o. Neyse, bir ara anlatırım onlarında öykülerini.
Sarayalı Memet ağa 70-80 yaşlarında bir adamdır. 500-600 metre uzakta bir damı vardır. Son senelere kadar, birkaç inek ve Hafflinger cinsi bir de atı vardı. Ama, körolası yaşlılık. Sattırdı onları. Şimdi bir kaç keçiye bakıyor. Her gün ilçeden gelip keçilerin sütlerini sağıyor, bağlarıyla ilgili işlerini devam ettiriyor,ara sıra da bana geliyor ve laflıyoruz. Adanın her yerini karış karış bilir Memet ağa, adıyla sanıyla bilir. Nerelerde tavşan vardır,nerelerde keklik,nerelerde bol balık. Hepsini bilir Memet ağa. Rumların sayılarının azalmasından önce Memet ağanın hayli Rum dostu varmış.Hatta ara sıra kafayı bulduğunda söylediği rumca şarkılar onlarla ne sıklıkta dostluk ettiğinin belirtisidir.
Bazan bir iki taze soğanla,bazan bir pet şişeye sağdığı keçi sütüyle veya bazan bir parça karısının yaptığı keçi peyniriyle gelir.Bazan da Hafize hanımın yaptığı içi yöresel otlarla dolu börekle gelir.Hadi Arman bey, ''yi''der. Bazan muhtarında geldiği zamanı kollar gelmek için Memet ağa,muhtarın arabasında fabrikadan getirdiği şarap var ya? İki bardak yeterlidir Memet ağaya.Yanakları pembeleşiverir hemen. Tekerlemeler,Rumca şarkılar, çocukluğunda çıktığı müsamerelerde söylediği şarkıları başlar söylemeye. Kulakları ağır işitir ama o bundan şikayetçi değildir. Hatta saatinin olmayışı da, onun için bir eksiklik değildir. Senin benim bileğimizdeki saatten daha dakiktir.
Bazan masada Memet ağanın yanaklarının pembeleştiği anlarda muhtar; anlatsana Sarayalı, hani seni götüren hatunlar vardı ya? İyice al basar Memet ağanın yüzünü ama anlatırdı sıkılarak. O iki kadının dolaşırken yol sorduklarını,yardımcı olmasını istediklerini, ahbaplıklarının nasıl geliştiğini, başlardı anlatmaya. Muhtar bilmem kaçıncı kez dinlediği bu macerayı bıkmadan bir kere daha dinlerdi. Gülerek devam ederdi Memet ağa, bir bardak şarabın hatırına...Artık Memet ağanın oradan kadınlar sık geçer olmuşlar ve ahbaplığı ilerletmişler. İşte o günlerden birinde çadırlarına davet etmişler Memet ağayı. Yardım edecek sanmış bizimkide ama çadıra vardıklarında yardım edilecek bir şey görememiş. İkram edilen bir kadeh içkiyi de içince Memet ağanın dili çözülmüş başlamış rumca şarkılara...
Samimiyet ilerlemiş iyice, ve sonuç malum. Çadırın bir odasında Memet ağa hatunların mutluluğuna katkıda bulunurmuş sırayla. O, tüm günü açık havada çalışan, kuvvetli yapısıyla değme işleri anında yapan Memet ağa uzun süre çadırda misafir olmuş. Bazan kendisi gitmiş hal hatır! sormaya bazan kendisini çağırmışlar, O' nun hatırını( ! )sormaya. Sonuna gelince konuşmanın,derin bir iç çekerdi Memet ağa.
Adadan dönerken tembih etmiştim. Bir ahlat vardı bir de kocakarı yemişi.Ahlatı, armut la kocakarı yemişini de muşmulayla aşılayacaktı. Bir telefon etsem?Ama kulağı duymazki, Dur bakalım belki Hafize teyze duyar..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder