3 Haziran 2009 Çarşamba

ÇADIR SEFASI


Bu günde yığılı eşyaların arasından geçerken,kanıma işlemiş çingeneliğimden nefret ettim.Nasıl etmiyeyimki? Arabaya acıyordum.Sanki canlıymış acı çekecekmiş gibi...Ben bile buraya taşırken kollarım kopuyordu...Ama O?725 KM lik yolu gıkını çıkarmadan gelmişti kaç sefer ve gelecekti de....
Çingenelik dedim de...Annem derdi ,ben istanbuldaki evin bahçesinde çardak falan yaparken,sende çingene soyu var her halde...
Yalan da değil sanki ben çardak, kulübe yapmak için yaratılmışım.Adaya ilk geldiğim günlerde kurduğumuz çadır gelmişti aklıma...Toplam 3 metre karelik minik bir çadırdı bu.Kuranlar bilir gündüzleri içine sıcaktan girilemeyen sadece geceleri o da uyumaya girilebilen bir yerdi...Sulu bahçeden hemen sonra galdiğimiz Ayazmada daha o seneler kebapçıların istilasına uğramamış o sahil şeridinde bir iki tane saz damlı elektriği bile olmayan lokanta-kafe karışımı yerlerden birinin bahçesine kurmuştuk çadırı...Deniz hemen yolun altında,hele geceleri mehtabın ışığı denizin üzerini şıkır şıkır aydınlattığında kıyıda yaktığımız ateş etrafında şaraplarımızı tüketirdik...Halbuki çadırın önünde olsa?Yok efendim illa deniz kıyısında olacak.Sanki hakkında ayet vardı...

Bir kaç gün içinde dost olmuştuk lokanta sahibiyle...Yılmaz dı adı...Iraktan Saddamdan kaçtığını söylüyordu yarım yamalak Türkçesiyle...Bir motorsikleti ve birkaç kedisi vardı...Geceleri kedileri yatağını paylaşıyordu . .Hele bir tanesi kilo sorunu olmayan o kedi laftan da anlıyordu...Yılmaz O'na babaa der demez o da cevaplıyordu vooav diye.
Doğru dürüst tuvalet yoktu...Araziye gidiyor çevreyi olanaklar dahilinde kirletiyorduk...Kıçımızın dikenlerden yaralanması olağan şeyler sınıfına girmişti...
O kadar kaptırmıştık ki bu yaşama...Gemici fenerinin altında akşamları yediğimiz yemekler,denizin dalgalarının sesleri arasında biten yemek ve yataklarımıza çekiliş.Ayrı bir yatak falan da yoktu...Tam tamına çingeneler maşa yapar satarlar,sekiz onu bir yatakta yatarlar derler ya onun gibiydi yatağımız...
Bir gece ne oldu bilmiyorum gecenin ilerleyen saatlerinde kendi sesimle uyandım...Tabii çevremdekilerde.yakalayın,tutun diye bağırıyordum,sesimin çıktığı kadar...Bizim kızın bacağını kavramış,sözüm ona tavşanı kaçırmamağa çalışıyordum...Kahkahalar...kahkahalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder