
Nasıl da başladım şu ev işine bilmiyorum. Gözlerimi nasıl da karartıp,neye güvenerek başladım? İzahı mümkün değil. Kulübe senin neyine yetmiyordu akıllım. Kim seni tahrik etti? Veya kim girdi aklına? Hatırlamıyorum. Temeli kazmış,demirlerini de kesip bağlamış ve beton dökülmesine hazır hale getirmiştim. Bu ne cesaret demeyin iş başa düşünce bir yerlerden güç alıyor insan. Bu demir kesme bağlama işlerini belki gözümün ucuyla seyretmişimdir. Nereden bilirdim bir gün bunları yapacağımı?Yoksa o zaman daha bir alıcı gözüyle bakardım. Şimdi sınama-yanılma metoduyla yapıyordum bu işleri.
Pazar günüydü. İşçiler gelmiş ,betonu karıp, hazırlamışlar ve dökmüşlerdi. Şaka değil,evim oluyordu.Babamın bir karış toprağa hasret gittiği, sonunda mezarının o toprak olduğu hala gözlerimin önündeydi. Emekliliğine yaklaştığı günlerde eline kağıt kalemi alır ufak karalamalar yapar ve anneme izah ederdi projesini. Annem öyle değildi.O, istanbul'da Feneryolu-Kızıltoprakta eskiden sayıları hayli fazla olan ahşap köşklerden birinin kızıymış. Pul müfettişi Ziya Beyin kızı. Ama kocasıydı işte, ilgilenir ve dinlerdi babamı.
Subasman dedikleri seviyeye kadar beton dökülmüş ,işçiler gitmişlerdi.Nasıl su yetiştirmiştim betona hayret? Taşıma suyla değirmen döndürüyordum. Bu gün de değişen pek birşey yok ya Sık sık sula abi demişlerdi beton yanmasın. Elimde kova içindeki suyu serpiyordum her gün...O gün de elimdeki kovayı betonun üzerine koymuş su serpiyordum. Birden gözgöze geldik.Resmen kirpiydi bu. Dikenlerini dikmiş bana bakıyordu. Ne yalan söyleyeyim ,daha önce hiç kirpi görmemiştim. Elleri,ayakları,başı meydandaydı. Birbirimizi süzüyorduk.''Hişt,hoşt ''dedim umursamadı bile...Elime bir sopa alıp kovalamak da bana yakışmazdı.Biraz su serptim üzerine. Bana mısın demedi. Sanırım ilk defa karşılaşıyordu insan denilen yaratıkla. O güne dek insanların kendisi için ne denli tehlikeli olduğunu öğrenmemişti. Öyle ya? Oraya ilk defa ben evyapıyordum. O güne kadar özgürce kullandığı yerlere ortak çıkıyordum. Ve yürüdü gitti arkasına bakmadan. Bense kimsenin beni, tabiri caizse-iplemediği- bu ortamda bakakaldım ardından...
Hayli sonra yine gördüm kirpiyi...Bu kez 3 kişiydiler. Peş peşe sıralı duruyorlardı. Önde kendisi,ardında biraz küçüğü ve en sonda da minik bir kirpi vardı. O denli gürültü yapmışım ki iş esnasında. Hayvanlar dayanamayıp ürkmüşlerdi ve konvoy halinde uzaklaşıp gitmişlerdi.
Ne tuhaf dedim,birinin mutluluğu için diğeri yerinden yurdundan oluyor?
Pazar günüydü. İşçiler gelmiş ,betonu karıp, hazırlamışlar ve dökmüşlerdi. Şaka değil,evim oluyordu.Babamın bir karış toprağa hasret gittiği, sonunda mezarının o toprak olduğu hala gözlerimin önündeydi. Emekliliğine yaklaştığı günlerde eline kağıt kalemi alır ufak karalamalar yapar ve anneme izah ederdi projesini. Annem öyle değildi.O, istanbul'da Feneryolu-Kızıltoprakta eskiden sayıları hayli fazla olan ahşap köşklerden birinin kızıymış. Pul müfettişi Ziya Beyin kızı. Ama kocasıydı işte, ilgilenir ve dinlerdi babamı.
Subasman dedikleri seviyeye kadar beton dökülmüş ,işçiler gitmişlerdi.Nasıl su yetiştirmiştim betona hayret? Taşıma suyla değirmen döndürüyordum. Bu gün de değişen pek birşey yok ya Sık sık sula abi demişlerdi beton yanmasın. Elimde kova içindeki suyu serpiyordum her gün...O gün de elimdeki kovayı betonun üzerine koymuş su serpiyordum. Birden gözgöze geldik.Resmen kirpiydi bu. Dikenlerini dikmiş bana bakıyordu. Ne yalan söyleyeyim ,daha önce hiç kirpi görmemiştim. Elleri,ayakları,başı meydandaydı. Birbirimizi süzüyorduk.''Hişt,hoşt ''dedim umursamadı bile...Elime bir sopa alıp kovalamak da bana yakışmazdı.Biraz su serptim üzerine. Bana mısın demedi. Sanırım ilk defa karşılaşıyordu insan denilen yaratıkla. O güne dek insanların kendisi için ne denli tehlikeli olduğunu öğrenmemişti. Öyle ya? Oraya ilk defa ben evyapıyordum. O güne kadar özgürce kullandığı yerlere ortak çıkıyordum. Ve yürüdü gitti arkasına bakmadan. Bense kimsenin beni, tabiri caizse-iplemediği- bu ortamda bakakaldım ardından...
Hayli sonra yine gördüm kirpiyi...Bu kez 3 kişiydiler. Peş peşe sıralı duruyorlardı. Önde kendisi,ardında biraz küçüğü ve en sonda da minik bir kirpi vardı. O denli gürültü yapmışım ki iş esnasında. Hayvanlar dayanamayıp ürkmüşlerdi ve konvoy halinde uzaklaşıp gitmişlerdi.
Ne tuhaf dedim,birinin mutluluğu için diğeri yerinden yurdundan oluyor?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder