
Genelde sık sık sorarlar bana,adaya yerleşme sebebimi.Bu denli sevginin,ada aşkının nereden kaynaklandığı merak konusudur.İnanırmısınız, haritada yerini göster deseler, zorluk çekeceğim bir yerdi ada. Ankara Şeker Fabrikasında tanışmıştım M ile. Cana yakın,sözü, sohbeti yerinde,espritüel,ne diyeyim kafa dengi biriydi. Gençti. Çalıştığı harita servisinden fırsat buldukça bana gelir, O'nunla köylere giderdik. Gerek şekerdeolsun,gerekse başka kuruluşlarda olsun arkadaşlığımız sürdü. M ile Ankaraya geldiğim zamanlar buluşuyor,Sakarya'da başlayan içki sohbetleri benim bekar evinde devam ediyordu. Sakaryadaki müdavimi olduğumuz Tombiko da bir çok dostlar da edinmiştik. Arka masamızda oturup şarkı söyleyen Osman aga-Yağmurdereli- nin sesi hala kulaklarımdadır...
Ankara dışındaydım artık,gelişlerim seyrelmişti Ankaraya. Sonra yıllar geçti aradan. M de çeşitli işlere girmiş veya çıkmıştı. Banker olmuştu o sıralar modaya uyup. Ve hazin son. M tutuklanmış, bir süreliğine adalet bakanlığının ''misafirhanesinde''konaklamıştı. Evlenmelerinde nikah şahitliğini yaptığım bu çocuğun boşanmasında da ben şahittim. Çocuklarını da severdi M. Ama karısı dayanamamıştı onun yaşamına. Dozunu arttırdığı içki ve başlayan kumar tutkusunun sonuydu bu...
Yıllar sonra M'den aldığım haber sevindirmişti beni. Arman abi, gel, diyordu. Deniz kıyısında bir lokanta açtığını söylüyordu. Bozcaadada...Vefa lı Arman abisi, o haritada bile bulamadığı adaya,sırf hayırlı olsun demek için gitti.
Evet adaya gidişimin nedeni buydu. Açtığı lokantada paçaları sıvayıp işlerine yardım ediyordum. Bulaşıkları, ortalığı süpürmeyi ve mangal yakıp, müşterilere ızgara yapmayı işi haline getirmiştim. Kaldığım süre içinde yük olmak istemiyordum-gerçi misafirdim ama-Akşamları son müşteri de gittikten sonra masaya geçip konuşuyorduk. Önceleri espri,şamata,gırgır şeklindeneşeli başlayan ve süren masa sohbeti M'nin işi ağlamaya vardırmasıyla son buluyordu. Başını göğsüme yaslayarak burnunu çeke çeke evini,çocuklarını anlatıyordu. Kaldığı yerde serili yatağa onu uzatıp kendinden geçene kadar başında duruyordum...Günün iş olmadığı saatlerinde adayı gezdiriyordu bana M. Bayağı beğenmiş ve keşke demeğe başlamıştım. Keşke bir yerim olsa burada sözünü sıkça telaffuz eder olmuştum. Emlakçilikte yapan-domates reçeli imalatının dışında- Simyon götürdü şimdiki aldığım bağa. Bir traktörün de üzerine çıkıp manzarayı seyretmiştim uzun uzun...Adanın yüksekçe ve ortasındaydı burası. Manzaraya hakim derler ya işte öyle bir yerdi. Şimdi her konuştuğum kişi, bu manzarayı güzel bulduğunu söylüyor...
Anlaşmıştık Simyonla. Dönecek ve istediği parayı Alman Markı olarak getirecektim. Apar topar Ankaraya dönüş,paranın temini fazla uzun sürmedi ve sıcağı sıcağına işi bitirmek isteğiyle adaya döndüm.
Yine M'de kalıyor,işlerine yardımı sürdürüyor.akşamları da tabiri caizse avutuyordum M'yi. Gelirken Balıkesire uğramış 2600 liralık maaşımı da cüzdanıma koymuştum. Hazırladığım 4000 mark eşofmanımın içine dikiliydi.
Amma da paraya düşkünsün demeyin.Gerekli olmasa yazmazdım.O gece bir hayli içki tükettik ve ben eve M'den önce gelip uyumuştum.
Sabah. Keşke o sabah olmasaydı. Ceketimdeki cüzdanda o ay aldığım maaşın tamı tamına yarısı yoktu. Bir kaç kez saydım. M berberden dönmüş güler yüzle günaydın diyordu. Söyledim durumu M'ye, oralı olmadı,Hatta Ankaraya beraber dönmekten bahsetti -parası vardı ya-Hatta Çanakkaledeki hamamların güzel olduğunu ve gitmemizi önerdi. Markların yerini sonunda söylemiştim ya hamama gidip iyice KESE olacaktım. Aynı sırada oturup,O kardeşim diye benimsediğim M beni hafifletmiş,adada da nükseden kumar hastalığında ortaya çıkan borçları ödeme yolu olarak benim nakit leri tercih etmişti. -sonradan aynı yatağı paylaştığı kız arkadaşından kolundaki altın zincirin de M tarafından yok edildiğini öğrenmiştim-Yüzüne vuramadım M'nin. Ama giderek artan kumar borçları onun sonu olmuş,adadan kaçmıştı. Kalakalmıştım adada.O gün bu gün bazan bu kötü tesadüfe sevinir,bazan da üzülürüm işte...
M' yi soruyorsanız,annesi öldü,babasıyla beraber oturduğunu
duydum

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder