3 Haziran 2009 Çarşamba

SARHOŞ EMİN

Adanın kedileri meşhurmuş dediler. Hatta Rengi gül galeride bir de sergi açılmıştı. Ama siz ne derseniz deyin. Bence adanın sarhoşları da vardır. Bir çoklarıyla merhabam oldu. Bazılarıyla dost oldum. Ne de olsa aynı kartviziti kullanıyorduk. İçki içmeyi adet haline getirenler,O'nun bağımlısı olanlar vardı adada.
Sarhoş Emin de bunlardan biriydi. Sessiz,içine kapanık biriydi. Kısık gözleriyle süzer ortalığı,kime baktığı pek belli olmazdı. Hatta konuştuğunu da pek anlayamazdınız. Başında hiç çıkarmadığı kasketiyle işe gider,yatana kadar çıkartmazdı kasketini. Çalışkandı,Gücü kuvveti yerindeydi.Beton işçiliği ağırdır.Bir torba çimento 50 kilo gelir. Emin günde bu torbalardan en az 50 adedinin hakkından gelir,harç karardı. Bütün bu ağır işleri yapacak kuvveti nereden buluyordu bilmem. Yemek yediğini de pek görmedim. O gün kazandığı parayı hemen harcar,ikramı severdi. Parası bitince de bir şişe şarap parasına çalışırdı. Götürü iş alan ustalar Emini çalıştırmayı isterlerdi. Nasıl istemesinler? Emin bir kaç işçiye bedeldi zira...
Emin bende de çalıştı.Ufak tefek yapısıyla beton işini nasıl halledeceğini düşünürken ,Emin soluksuz çalışıyordu.O gün beton dökülüyordu.Çalışanlar arasında pehlivanlık yapmış ve hala da yapan biri vardı.Usta ,Emine pehlivanı göstererek ;güreşebilirmisin bununla dedi ve Emin hemen kapıştı pehlivanla. O başından çıkarmadığı kasketi bir an için düşüvermezmi? Oysaki pehlivanı altına almıştı Emin. Hemen yerinden fırlayan Eminin şapkasını nasıl aldığı ve göz açıp kapayana kadar pehlivanın üzerine,eski pozisyonuna nasıl geçtğini anlayamadık. O kadar güçlü ve çevikti Emin.
Bir akşam arabanın farlarıyla doğruldum yerimden. Emin di gelen. Bir taksi tutmuş elinde içkiler,kasaptan aldığı yiyecekler,yalpalıyarak içeri girdi...Bense çoktan yemeğimi yemiştim. Canı benimle sohbet etmek istemişti. Adada kimse yoktu sanki. Öyle bozulurum ki bu tür baskınlara. Hem ne lüzumu vardı taksi tutup bana kadar gelmesine? Bir geçmişimiz,ortak bir şeyimiz bile yoktu. Peki Emin, dedim nasıl döneceksin geriye?Tembih ettiğini söyledi şoföre.Bak oğlum seni sattılar bunlar. İhale de bana kaldı.Ama ben seni avutamam. Bak getirdiklerini pişireyim sana,içkini de iç,bu arada sohbet-ne biçim sohbetse-ederiz. Arabanın geleceğinden eminsin değilmi? dedim. Benim gözüm saatte,eminin gözü içkideydi. Kaç saat oldu bilmem. Ne gelen vardı ne de bir şey. Giderek artan öfkemi kimden çıkaracaktım? Geceleri trafiğe de alışık değildim ki. Ama gözümü karartıp Emini ilçeye götürmeye karar verdim.Eşofmanımı bile değişmeden hadi Emin bunların geleceği yok seni ben götüreyim dedim ve kapıya yöneldim. Kös kös kalktı yerinden. Bir insan bu kadar pişkin olamazdı .Ama Eminin alınacağı bir şeyde yoktu ki. Hala biraz daha sohbet etseydik diyordu. Sanki önce sohbet etmişiz gibi. Arabada gözlerimi fal taşı gibi açmış,olağan üstü dikkat harcayarak Emini götürüyor,bir yandan da talihime övgüleryağdırıyordum. İskelenin oralarda bir yerde durdum ve hadi Emin dedim. Ne dese beğenirsin? Abi bir şişe şarap parası verirmisin?


İşte böyle bu da sarhoş Emin. Şimdi duydumki iki kişi kafaları çekip birini, dövmüşler adada. Sonrada kaçmışlar adadan. Ama sanıyorum ki Emin gene dönecek adaya...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder