3 Haziran 2009 Çarşamba

ANEMON DERKEN

Söze hemen girmek bence en doğrusu. Eveleyip gevelemek istemiyorum.Eserlerini sevmeme rağmen Jules Verne de konuya girmeden hayli uzun bir şekilde anlatır da anlatır hazret. Örneğin bir ülkeyse gidilen yer. Al bakalım,bir coğrafya dersi bekliyordur sizi... Bak ben bile hala konuya girmiş değilim. Fragman gösteriyorum sanki...
Yanıma kap kacak almış,ucu sivri olarak da tornavidayı seçmiştim. Yok merak veya endişe edilecek bir şey yoktu. Deniz akvaryumuna canlı mataryel toplayacaktım.Tabi öldürmeden. Bir yerden araba kullanıyor, diğer taraftan da yan gözle bir koy belirlemeğe çalışıyordum. Aşağılarda evvelce gidip gördüğüm bir ufak koya yöneldim. Yol kenarına bıraktığım arabadan aldığım eşyalarımla kıyıya geldim. Giysilerimde arabadaydı. Hani ,ben suya girince hocanın misali onları alacak kimse de yoktu.
Bir elimde tornavida, diğer elimde plastik kap, gözlerim kayaların diplerine yapışmış yaşamını sürdüren Anemon lardaydı.Bordo renkleriyle görünümleri gerçekten güzel olan bu canlılarıdan alabilmem ,elimdeki tornavidayla mümkündü. Kazıyacak,incitmeden kayadan sökecektim o yapıştığı,tutunduğu yerden. Kayalar öyle kaygandı ki. Gerçi derin değildi su, ama keskin bir yere aniden oturmam neticeme hasar verebilirdi. Elimdekileri bırakmama da olanak yoktu,Sadece sağ elimle kayalara tutunuyor bu arada tornavidayı kavrıyordum.Su öyle berrraktı ki Hiç kımıldamadan durduğunda pırıl pırıl sudaki yoğun trafiği seçebiliyordun. Sürü halinde dolaşan minik balıklar en ufak bir hareketinde topluca yön değiştiriyorlar,kaya dibinden uzanan bir şey boşlukta bir süre sallanıyor,sonra hemen içeri çekiliyordu. Küçülmüş taş parçaları denizin dibini mozayık halı gibi bezemişti.Gözlerim Anemonun bulunabileceği yerdeydi ama ben bu büyüleyici ortamdan kopamıyordum bir türlü. Kasıklarıma kadar suya girmiş,bir elim kayada kendimden geçmiş,büyülenmiş bir vaziyetteydim.
Kayadaki elimde bir hareket belirtisi sezdim.Kımıldayan bir şey vardı sanki,Yavaş ,yavaş sarılan bir şeyin varlığı. Şaşkınlık ve korkuyla bağırdım.Ne olarak bağırdığımı hatırlamıyorum ama kesin imdaat falan değildi. Ben sanmıyorum öyle tehlikede bir insanın imdaat diye bağıracağını. Ama ben ne demiştim? Bağırırken hatırlamıyorum. Belki de çığlık atmıştım kim bilir? Elimi
sudan çektim birden ve elime yapışan şeyin de ufak bir ahtapot veya mürekkep balığı olduğunu gördüm. Elim uzun süre kayada hareketsiz durunca kimlik kontrolu yapmaya , veya benimle yakın ilişki kurmaya gelmiş ,meraklı biri olmalıydı. Diğer elimdeki pilastik kap ta yok olmuştu bu arada. Tornavidayı henüz uzaklaşmamış hayvana saplamağa çalışıyordum can havliyle. Az sonra ortalık siyaha kesti birden. Kaçan hayvan kamufle etmeye çalışıyordu kendini ve mürekkebini salıyordu. Ulan aptal adam dedim kendi kendime. Hazır eline sarılmışken kıyıya koşsaydın ya,veya fırlatsaydın onu kıyıya?
Ama o telaşe,korku ve heyecandan bir şey yapamamış,hayvanın arkasından bakakalmıştım. Dizlerim titriyordu hala...Kıyıya yürüdüm ve oracığa çöktüm
hemen…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder